Birdiyar.Net
Sevmek Cesaret istermi |
Sevmek Cesaret İstiyor / Poyraz
Bir kaç aydır sürekli yazılarınızı okuyorum ve içlerinde çok
beğendiklerim oluyor, sıra dışı hayatlar ve akıllarındakini çok
iyi anlatabilen insanlar tanıyor ve mutlu oluyorum. Ben de kendi
kendime sürekli yazılar yazar sonra bunların başkaları tarafından
okunmasının tedirginliği ile onları yok ederim. Bunun nedeni
sanırım insanların yargılarıdır, insanlar o kadar acımasız
yargılarda bulunuyorlar ki, bir de bu kişiler hayatımızın büyük
bir bölümünde değer verip yanımızdan hiç ayırmak istemediğimiz
insanlar, dostlar, arkadaşlar hatta aileden bir kaçı ise daha
fazla üzüntü veriyor bu yüzdende saklanıyor sanırım.
İçimdekileri anlatmak çok zor geliyor. Nereden başlasam doğru olur
karar veremiyorum. Bundan 6 sene önceydi diye başlamak daha kolay
geldi bana. O zaman 20 yaşındaydım ve abimin bir arkadaşına aşık
olduğumu sanıyordum. Bana göre platonik ve yasaklanmış bir aşk
gibi geliyormuş ama, daha sonrasında bu kişiye hissettiklerimin
aşkla uzaktan yakından alakası olmadığını anladım. Sadece bir
beğeni ve beni her şeyden fazla çeken yasaklar imiş.
Hayatımın o dönemlerinde benimle ilgilenmeye başlayan, benim
dikkatimi çekemeyen, beni hiç ilgilendirmeyen bir insan sürekli
etrafımda benim onu görmem için dört dönüyordu ben ise hiç
ilgilenmiyordum. Sonra baktım ki platonik aşkım dediğim kişi onu
kıskanır tavırlar sergilemeye başladı. Onunla konuşmamı istemiyor,
ondan uzak durmamı istiyordu, heh dedim, tamam onu böyle
kızdırabilir ve sonunda benimle ilgilenmek zorunda bırakabilirdim.
Ona göre ben abisinin kız kardeşi, abimde o sıralar çok sert
kimseyle birlikte olmama izin vermeyen bir insan.
Ona göre hava hoş tabii, abimin korkusu ile ben kimseyle olamazken
o istediği her hatunla her yere gidebiliyordu. Ben de biriyle
olabileceğimi onun yakınlarında olan bu kişiyle olarak
gösterecektim. Bu çocuk hem yaş olarak bizden küçüktü 2 yaş vardı
aramızda, ama ben bunu çok sonraları öğrendim. Neyse abim, ben ve
o kişi arasında bir şaka ile biz sözü geçmeye başladı, bize
geliyor abim benimle dalga geçiyor, annemlere damadınız diye
tanıştırıyor, ben de kızıyordum. Onu hiç mi hiç önemsemiyordum.
Bana bir gün benim kendine mutlaka aşık olacağımı, falan anlatıyor
ben de gülüyordum. Neyse aradan çok yıllar akıp geçti.
Tatile çıkmıştık ve orada birbirimize yakınlaşmalarımızdan bir
kaza doğarak, henüz karar veremediğim bazı boyutlara gelmiştik.
Bakireliğim bozulmuştu ve ailem bunu kaldırabilecek bir aile
değildi, ya da bana öyle geliyordu o zamanlar. Ailemi bu konuda
düşünüp düşünmemem gerektiğine de karar vermemiştim, ben beni
etkileyen o tatilde herkesin yaptığı gibi masum bir şekilde bir
başka erkeğin vücudunu tanıyordum ki, bu vücudu da oldukça fazla
beğenmiştim.
Karşı tarafın çok fazla çocukluğuna denk gelerek, benim rahat
olduğum kararını alarak, bana hiç sormadan ben üstünden kalkmak
üzereyken beni kendine doğru hafif bir hareketle çektiğinde olan
olmuştu. Arkasından ben yanlışlıkla olduğu düşüncesinde olarak onu
hiç suçlamamıştım ki gerçeği 2 sene sonra öğrendim, bana; sen çok
rahattın senin bakire olabileceğini düşünemedim dedi. O sıralar
kızdım ama fazla sürmedi.
Arkasından o kadar güzel günler geldi ki, mükemmel bir ilişki
başladı, en azından benim gözümde. Herkes onun beni, benim onu
sevdiğimden fazla beni sevdiğini söyler, sakın onu üzme sensiz
yaşayamaz derlerdi, oda öyle söylerdi. İlk defa aşık olup ilk defa
bir insana bu kadar fazla inanmıştım. Maddi açıdan çok fazla rahat
yaşıyordu. Ben Almanya da vefat eden babasından miras kaldığı
yalanına inanmışken, bütün çevremiz onun kendi memleketinde bir
akrabasının kuyumcusundan altın ve para çaldığını biliyordu. Abim
dahil olmak üzere ben öğrendiğimde çok üzülmüştüm ve ona
acımıştım. Herkes tarafından o kadar fazla kullanılıyordu ki,
bense onu sevmeye başladığım için kullanılmasını istemiyordum. Her
konuda onun yanında onu yanlışlardan uzak tutmak için çok fazla
çaba harcıyordum.
Bir kavgamız sonucunda ailelerimiz aramızdaki cinsel yakınlığı
öğrendi ve bir kız ailesi olarak da rahatsızlık içine düştüler ve
ailelerle bir araya gelip konuştuk. Ben bana yapılan bazı
davranışlardan çok kırılmış ve artık onu istemediğimi söylüyordum.
İki aile ikimize de sordular, her şeyin çaresi vardır ama siz
birbirinizi seviyor musunuz diye. Ben bir şey söylemedim. O
sevdiğini benimle evlenmek istediğini söyledi. Gerçekten bence
küçüktük daha, liseler yeni bitmiş üniversite kazanılmamış... Ve
işlerin ne boyutta olduğu tahmin edilebilir sanıyorum. Artık
memleketine gidip para ve altın da çalmıyordu. Benim sayemde
değil, ben çok uğraşsam da bu konuda bir şey yapamamıştım. O
yakalanıp cezasını ödemişti. Arkasından yine birbirinden güzel
günler geçti, tatiller geçti. Her şey özellikle de cinsel
hayatımız o kadar doyurucu ve muhteşem bir uyum içindeydi ki, biz
de yaşımızın en verimli sandığımız zamanında, bin türlü
çılgınlıklar yapmaya devam ediyor ve bir an olsun ayrılmak
istemiyorduk.
Askere gitmesi gerektiğine karar verdik, çünkü artık evlenmek
istiyorduk. Aradan 3 sene geçmişti. Her şey de güzeldi. Askere
gitti. Onunla gitmiş olduğu her yere, elime geçen ilk fırsatta
kimseyi dinlemeyerek gidiyordum, 40 derece ateşle işten eve
gönderdiklerinde bile, o beni telefonda ısrarla çağırıyor, ben de
neredeyse gidiyordum. Çanakkale, Amasya , İzmir, hiç uyumadan
dönüp işime gidiyordum. Özlemle ve hasretle dolu 18 ay bitti,
gitti ve ben artık onsuz yaşayamayacağıma o gittiğinde iyice karar
vermiştim. Çünkü o yokken kendimi sakat gibi hissediyor onsuz
hiçbir şey yapamıyor ve ailesindeki sülalesindeki herkesi onu
sevdiğim için seviyordum, onlar benim her şeyim gibi geliyordu.
Askerde olduğu sıralarda bende başka meraklar da oluşmaya
başlamıştı acaba her erkek aynımıdır, farklımıdır, akıllımıdır,
zekimidir, iyimidir, kötümüdür, daha iyi mi sevişir, yoksa daha
kötü mü, ben bunları düşünüyorken, o da düşünmüyor mudur? Gelince
evleneceğiz, o zaman ya birbirimize ihanet ederde evliliğimiz
bozulursa, ya da benim ve onun merakları devam ederse gibi
düşüncelerle boğuşurken, kendi kendime eminim o da orada başkaları
ile birlikte olup döndüğünde, evleneceğimiz için içimdeki bu
meraklara son vereceğini düşünerek aynı şeyi ben de yaptım.
Tespitimde haklıydım, daha sonradan öğrendiğimde de gerçekte böyle
olmuş. Başka insanları tanıyınca ben kendi aşkıma daha da aşık
oldum. Onunla yakaladığım hiç bir şeyin en azı bile kimsede yoktu.
Artık ona o kadar fazla bağlıydım ki ondan başkası benim için asla
olamazdı. Yaptıklarımdan pişman değildim, çünkü onu daha fazla
sevmeme sebep olduğu için aklımdaki soru işaretlerinden de
kurtulmam gerektiği için doğruyu yapmıştım ve o kadar emindim ki o
da artık beni daha fazla seviyor, o da bizim özel olduğumuzu
biliyor gibi hayaller kurdum. Biz aynı insandık ya. Öyle de
davranıyordu, her hareketinden her davranışından benim ulaştığım
sonuçları onun da hareketleri destekliyordu.
Neyse döndü ve BENİ TERKETTİ! Döndü ve beni terk etti. Evlilik
denen gereksiz şeyi kendi istedi ve her şeyin hazırlığını
tamamlayıp 10 gün kala beni terk etti. Evlenip evlenmemek umurumda
değildi. Onsuz yaşayamazdım, yapamazdım. Bana hiç belli etmemişti
ama terk etti. O kadar karışık duygularla yaşama devam ediyordum
ki, bir süre gizli buluşmalar devam etti.
Daha öncesinde gizli buluşmaların öncesinde, beni terk ettiğinin
sabahı yaşamaktan vazgeçip bulabildiğim bütün hapları içmiştim.
Hastanede doktorun çok tehlikeli ilaçlar içmiş, tansiyon 3, 2 ye
düşerse hastayı kaybederiz sözlerini hatırlıyorum sadece. Ama o
anları şimdi bile hatırlarken kalbim acıyor ve gözlerim sulanıyor.
İnanın çok fazla zordu. Uzaktan insana o kadar anlamsız geliyor
ki, ama yaşamayan birine ben yaşadığı için başkaların dan benzer
hikayeler dinlediğimde oturup onunla ağlıyor ona ayakta
durabilmesi için güç vermeye mutluluk vermeye çalışıyorum. Ne
kadar büyük acımasızlık, o insan (ona insan demekte bile güçlük
çekiyorum) ne kadar kötü biriymiş.
Ondan hiçbir şey istemedim beni artık sevmediğini anlayabileceğimi
ama ona o kadar fazla alışmıştım ki en azından kendimi alıştırarak
senden kopayım en azından insanlığını ver bana arada konuşup,
görüşelim uzaktan selamını telefonda nasılsın sözünü benden
esirgeme dediysem de olmadı.
SENİ SEVİYORUM, ama bitmeli... Böyle bir yalana inanamam. Severek
bitirmek, anlamsız bir ilişkiyi bitirebilecek tek güç; aşk ve
sevgi kalmamıştır, insan diğerini istemez ya da başkasını ister.
Bence de artık o başkalarını istiyordu, beni de çok az istiyordu
ama başka heyecanlar peşindeydi.
Ayrılığımızın 1. ayı ben başkası ile birlikte olmaya başlamıştım,
ama tek sebebi herkesin önerdiği bir çözümdü "unutabilmek için bir
başkası". Ben o bir başkası ile, her geçen gün onu daha fazla
özlüyor ve içimden atamıyordum. Hiçbir şey onunla olduğu kadar
güzel değildi. Ve anlamıştım ki; onu biraz olsun unutabilmenin tek
çaresi zamandı. Ancak geçecek zamanlarda onu biraz olsun
unutabilirdim, nasıl her geçen zaman da ona daha fazla aşık
olduysam. Ama asla istesem de içimden atamayacak ve onunla
yaşamasını öğrenecektim.
Nitekim de öyle oldu. Diğer insan tarafından kısa zamanda değer
verilir ve önemsenir hale gelmiştim. Ben onu beğenmiştim o kadar.
Bir de tabii ki ilk başlarda yabancılığının vermiş olduğu bir
heyecanı vardı, ama zamanla onlar yerini insani değerlere bıraktı.
Ben de onu seviyordum.
İlişkimiz su an 3 senelik ve ben hala devam etmeli mi yoksa
etmemeli mi mücadelesini veriyorum. Bir kez terk edildim. O kadar
çok mahvoldum ki. Terk edilmekte beni korkutuyor. Terk ederek
vereceğim üzüntü de beni mahvediyor. Bir de neden bitmeli,
eksiklikler var diye düşünüyorum. Onunla arkadaşlığımız iyi,
birlikte yapmaktan hoşlandığımız zevklerimiz, birbirimize
güvenimiz var. Beraber olmayı, sohbet etmeyi beraberken yaptığımız
her şeyi seviyoruz. Bu ilk aşkımda da böyleydi, ama cinsel
hayatımız kötü sanıyorum. Onu cinsel olarak sevemiyorum. Tamam
orgazm oluyorum ama sadece bu demek olmadığını düşünüyorum.
Kendime bile anlatmakta başarısız olduğum bir sebep var ortada ve
bitirmem gerektiğine inanıyor bitiremiyorum. Bir başkası yok
hoşlandığım, ya da zaten insanlara güvenmek benim için çok fazla
zor.
Ben şu an 26 yaşımdayım. Benimle evlenmek istiyor. O bir kaç ay
içinde askere gidecek, bende Londra'da bir dil okuluna. Hep zamana
bırakıyorum her şeyi, her şeyi şimdiye kadar hep zaman hal etmedi
mi diyorum, ama çok kararsızım ve eğer ayrılırsam, bu beni çok
mutlu mu edecek? Hayır! O kadar da çok değil. Yine en iyi
arkadaşımı kaybedeceğim. Sizce? Zaman mı, karar mı?
|
|